14 Mayıs 2026 Perşembe

29. Avrasya Ekonomi Zirvesi-Dünya Gündemi-Yılmaz Parlar

   

Küresel Sorumluluk Vurgusu

 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Dünyanın Gündemi İstanbul’da Masaya Yatırıldı

“Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur”

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, dünyanın farklı coğrafyalarından devlet adamlarını, diplomatları, akademisyenleri, dini liderleri, iş insanlarını ve kanaat önderlerini İstanbul’da bir araya getirdi.

WOW Otel & Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirve; savaşlardan enerji krizine, küresel barıştan kadın haklarına, çevre sorunlarından ekonomik dönüşüme kadar birçok kritik başlığın ele alındığı uluslararası bir diplomasi ve fikir platformuna dönüştü.

Zirvenin ana mottosu olan “Avrasya Ekonomi Zirveleri Hür Bir Platformdur” mesajı, farklı görüşlerin özgürce tartışıldığı küresel diyalog anlayışını bir kez daha ortaya koydu.

Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi Tartışıldı

Zirvenin dikkat çeken oturumlarından biri olan:

“Savaş, Terör, İhtilaf ve İstemsiz Göç’le Birlikte Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi”

Başlıklı oturumda; enerji güvenliği, küresel göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve savaşların dünya piyasalarına etkileri masaya yatırıldı.

Kuzey Makedonya Enerji Bakanı Sanja Božinovska’dan, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopoulos’a; Hırvatistan eski Başbakanı Jadranka Kosor’dan Romanya Prensi Radu’ya kadar birçok önemli isim aynı platformda buluştu.

Oturumda özellikle;

enerji arz güvenliği,

savaş sonrası ekonomik yeniden yapılanma,

Avrupa’nın enerji politikaları,

bölgesel iş birlikleri,

sürdürülebilir kalkınma stratejileri

üzerinde duruldu.

Uluslararası katılımcılar, dünyada artan jeopolitik gerilimlerin yalnızca siyasal değil; ekonomik, insani ve sosyal sonuçlar da doğurduğunu vurguladı.

Küresel Barış İçin Ortak Mesaj

3. Oturum, “Küresel Barış”

Marmara Grubu Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Lale Aytaç Nalbant moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Küresel Barış” oturumu, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri oldu.

Bosna Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Borjana Kristo, Lübnan eski Başbakanı Hassan Diab, Moldova eski Başbakanları Chiril Gaburici ve Dumitru Braghis, Polonya eski Başbakanı Marek Belka ile Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Jack McConnell’in katıldığı oturumda; savaşların insanlık üzerindeki etkileri, diplomatik çözüm yolları ve yeni dünya düzeni tartışıldı.

Katılımcılar, dünyada yükselen kutuplaşmaya karşı diplomasi, diyalog ve çok taraflı iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kalıcı barışın ancak ortak akıl ve karşılıklı anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti.

“Su ve Yeşilin Tükendiği Bir Gezegende Yaşamak” Oturumuna Büyük İlgi

4. Oturum,

“Avrasya Ekonomi Zirvesi Küresel Sorumluluk Platformudur”

Konu:

“Su ve yeşilin tükendiği bir gezegende yaşamak”

Zirvenin en anlamlı ve en stratejik başlıklarından biri olarak öne çıkan bu oturumda, insanlığın karşı karşıya olduğu çevresel tehditler kapsamlı şekilde ele alındı. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarımsal krizler, çevresel göçler ve sürdürülebilir yaşam modelleri üzerine yapılan değerlendirmeler; yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin kaderini belirleyecek küresel bir alarm niteliği taşıdı.

Farklı dinlerden ruhani liderlerin, devlet adamlarının, akademisyenlerin ve ekonomi temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması; çevre sorunlarının artık sadece ekolojik değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, ahlaki ve insani bir mesele olduğunu ortaya koydu.

Ekümenik Patrik Bartholomeos, Şeyh-ülislam Allahşükür Paşazade, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Danilo Türk ve birçok uluslararası ismin katıldığı oturumda; dünyanın geleceği için ortak sorumluluk anlayışının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kadın Hakları ve Demokrasi Zirvenin En Güçlü Mesajlarından Biri Oldu

5. Oturum:

“Demokrasi, Kadınlar ve Barışın Geleceği”

“Gücün Hukuku Yeniden Yazdığı Bir Dünyada: Kadın Hakları”

Kadın hakları, demokrasi ve barış ilişkisini merkeze alan bu oturum, zirvenin en güçlü sosyal mesajlarından birini verdi. Dünyada artan savaşlar, siyasi krizler ve güç mücadeleleri içerisinde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alınırken; toplumsal barışın kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayattaki etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Uluslararası katılımcılar; kadın haklarının yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda demokratik toplumların temel güvenlik ve kalkınma unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı dönemlerde en büyük mağduriyetleri kadınların yaşadığına dikkat çekilen oturumda, kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığının artırılması gerektiği mesajı verildi.

Farklı ülkelerden siyasetçiler, akademisyenler ve diplomasi temsilcileri; kadınların barış süreçlerinde aktif rol üstlenmesinin, küresel istikrar açısından kritik önemde olduğu konusunda ortak görüş bildirdi.

Zirvede Göz Dolduran Stand, LORIS

Zirvenin dikkat çeken markalarından biri de Loris oldu.

Loris, premium parfüm koleksiyonlarıyla katıldığı 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde iş dünyası, diplomasi ve farklı sektörlerden gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Markanın özellikle Niche ve Kreasyon koleksiyonları, özgün koku profilleri ve kalıcılığıyla öne çıktı.

Uluslararası platformlarda marka bilinirliğini artırmayı hedefleyen Loris, zirve boyunca gerçekleştirdiği temaslarla global büyüme vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’den dünyaya uzanan başarı hikâyesini premium segmentte güçlendirmeyi sürdüren marka, üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla sektörün dikkat çeken temsilcileri arasında yer aldı.

Manisa Mesir Macunu Standı Yoğun İlgi Gördü

Zirvenin renkli ve geleneksel atmosfer oluşturan standlarından biri de Manisa Belediyesince Manisa Mesir Macunu standı oldu. Katılımcılara ikram edilen mesir macunu, hem yerli hem yabancı davetlilerin büyük ilgisini çekti.

Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihiyle bilinen mesir macunu; onlarca baharat ve doğal ürünün karışımından oluşan geleneksel bir şifa kültürü olarak tanınıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu özel lezzet, Türkiye’nin kültürel zenginliğini uluslararası misafirlere tanıtma açısından da önemli bir rol oynadı.

Zirve boyunca standı ziyaret eden konuklara mesir macunu dağıtılırken, Türk kültürünün geleneksel tatları da büyük beğeni topladı.

yilmazparlar@yahoo.com

The World Agenda Discussed at the 29th Eurasian Economic Summit

Global Responsibility Emphasis:

“Eurasian Economic Summits Are a Free Platform”

The 29th Eurasian Economic Summit, organized by the Marmara Group Foundation, brought together statesmen, diplomats, academics, religious leaders, business figures, and opinion leaders from different parts of the world in Istanbul.

Held at WOW Hotel & Convention Center, the summit transformed into an international diplomacy and idea platform where many critical issues were discussed, ranging from wars to the energy crisis, from global peace to women’s rights, and from environmental problems to economic transformation.

The summit’s main motto, “Eurasian Economic Summits Are a Free Platform,” once again highlighted the importance of global dialogue where different opinions can be discussed freely.

Energy and Economy in the Post-War World Discussed

One of the summit’s most remarkable sessions was titled:

“Energy and Economy in the Post-War World Together with War, Terror, Conflict and Forced Migration”

During the session, energy security, global migration movements, economic fragilities, and the impact of wars on world markets were discussed extensively.

Important international figures participated in the panel, including North Macedonian Energy Minister Sanja Božinovska, former Greek Foreign Minister Dimitris Avramopoulos, former Croatian Prime Minister Jadranka Kosor, and Prince Radu of Romania.

The discussions mainly focused on:

energy supply security,

post-war economic restructuring,

Europe’s energy policies,

regional cooperation,

sustainable development strategies.

Participants emphasized that rising geopolitical tensions create not only political but also economic, humanitarian, and social consequences worldwide.

A Common Message for Global Peace

Session 3: “Global Peace”

Moderated by Marmara Group Foundation Board Member Lale Aytaç Nalbant, the “Global Peace” session became one of the summit’s most significant moments.

The session featured high-level participants including Bosnia and Herzegovina Chairwoman of the Council of Ministers Borjana Kristo, former Lebanese Prime Minister Hassan Diab, former Moldovan Prime Ministers Chiril Gaburici and Dumitru Braghis, former Polish Prime Minister Marek Belka, and UK House of Lords member Jack McConnell.

The panel addressed the humanitarian consequences of wars, diplomatic solution mechanisms, and the emerging global order.

Participants stressed that diplomacy, dialogue, and multilateral cooperation are essential against increasing global polarization, emphasizing that lasting peace can only be achieved through mutual understanding and common wisdom.

Great Interest in the Session:

“Living on a Planet Where Water and Green Are Depleting”

Session 4:

“The Eurasian Economic Summit Is a Platform of Global Responsibility”

One of the most meaningful and strategic topics of the summit focused on environmental threats facing humanity. Climate change, depletion of water resources, agricultural crises, environmental migration, and sustainable living models were discussed in depth.

The session carried the character of a global warning not only for today but also for future generations.

The gathering of religious leaders, statesmen, academics, and economic representatives around the same table demonstrated that environmental problems are no longer merely ecological issues, but also economic, social, moral, and humanitarian concerns.

Participants emphasized the need to strengthen a shared sense of responsibility for the future of the world.

Women’s Rights and Democracy Became One of the Summit’s Strongest Messages

Session 5:

“Democracy, Women and the Future of Peace”

“Women’s Rights in a World Where Power Rewrites Law”

Focusing on the relationship between women’s rights, democracy, and peace, this session delivered one of the summit’s most powerful social messages.

As wars, political crises, and power struggles continue worldwide, the challenges faced by women were addressed while emphasizing that social peace is directly linked to women’s active participation in social, economic, and political life.

International participants stated that women’s rights are not only a matter of equality but also one of the fundamental pillars of democratic security and development.

The session highlighted that women often become the greatest victims during periods when the rule of law weakens, while also stressing the importance of increasing women’s representation in decision-making mechanisms.

Representatives from different countries agreed that women’s active participation in peace processes is critically important for global stability.

LORIS Became One of the Most Remarkable Stands at the Summit

One of the standout brands at the summit was LORIS.

Participating with its premium perfume collections, LORIS attracted significant attention from visitors coming from diplomacy, business, and various professional sectors. The brand’s Niche and Creation collections stood out with their unique fragrance profiles and lasting quality.

Aiming to strengthen its international brand recognition, LORIS once again demonstrated its global growth vision throughout the summit. Supporting its success story extending from Türkiye to the world with innovative products, the brand continues to expand with its strong production infrastructure and export network.

Manisa Mesir Paste Stand Drew Major Attention

One of the summit’s most colorful and traditional stands belonged to the Manisa Municipality’s Mesir Paste presentation.

The famous Mesir Paste, offered to participants, attracted great interest from both local and international guests.

Known for its history dating back to the Ottoman era, Mesir Paste is recognized as a traditional healing culture made from dozens of spices and natural ingredients. Included in UNESCO’s Intangible Cultural Heritage List, this special delicacy played an important role in introducing Türkiye’s rich cultural heritage to international visitors.

Throughout the summit, guests visiting the stand were offered Mesir Paste while traditional Turkish flavors received widespread appreciation.

yilmazparlar@yahoo.com

7 Aralık 2025 Pazar

Ümit Özdağ, “Asgari Ücret En Düşük 45 Bin Lira Olmalı-Yılmaz Parlar

  

Ümit Özdağ, “Asgari Ücret En Düşük 45 Bin Lira Olmalı”

Asgari ücret, milyonlarca çalışanın ve ailesinin hayatını doğrudan etkileyen, ülkenin ekonomik ve sosyal vicdanını yansıtan en önemli göstergelerden biridir. Bu rakam, sadece bir ücret değil, insan onuru ve asgari yaşam standardının da garantisidir.

“Asgari Ücret En Düşük 45 Bin Lira Olmalı”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, bu kritik konuda adeta toplumun vicdanı oldu ve net bir hedef ortaya koydu.

Ümit Özdağ, Asgari ücret konusundaki bu net ve insani duruşu, onun siyasi duruşunun da bir özeti niteliğinde. Milyonların sesi olmaya devam ediyor.

Ümit Özdağ,Türk siyasetinde fikirleriyle ön açan, söylemekten çekinmediği gerçeklerle halkın derdine tercüman olan bir lider.. Sadece bir siyasetçi olmanın ötesinde, adaletsizliğe karşı yükselen bir sestir. Halkın gerçekleriyle yüzleşme cesaretini gösteren, rakamların ardındaki insan hikayelerini gören nadir liderlerdendir. Onun bu duruşu, siyasete olan güveni yeniden tesis etme potansiyeli taşıyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği haftalık basın toplantısında, Türkiye’nin gündemindeki pek çok konuyu masaya yatırdı. Toplantının en dikkat çeken ve milyonları ilgilendiren başlığı ise asgari ücret oldu. Özdağ, en düşük emekli maaşı da dahil olmak üzere asgari ücretin 45 bin lira olması gerektiğini vurgulayarak, iktidarın ekonomik politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Asgari Ücret En Düşük 45 Bin Lira Olmalı

Türkiye’de milyonların kaderini belirleyen asgari ücret tartışmaları resmen başladı. Artan enflasyon, derinleşen hayat pahalılığı ve bütçe dengeleri tartışılırken, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, haftalık basın toplantısında çok sert ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“Asgari ücret bir lütuf değil, vatandaşın doğuştan hakkıdır. Türk milleti açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakılamaz.” sözleri salonu dolduran basın mensuplarının dikkatle takip ettiği anlar arasında yer aldı.

Halkın Görüşü “Türkiye’nin gerçek sorunlarını cesurca dile getiren tek lider Prof. Dr. Ümit Özdağ olduğu yönünde.. Asgari ücret konusunda milletin hakkını savunduğu için kendisini halk yürekten destekliyor.

“Zafer Partisi Yükselişte”

Özdağ konuşmasına, Zafer Partisi’nin anketlerde 3. parti olma yolunda hızla ilerlediğini vurgulayarak başladı. Partiye katılan Prof. Dr. Ferit Saraçoğlu’nu takdim eden Özdağ, önümüzdeki günlerde yeni katılımların devam edeceğini duyurdu.

“4 Deniz 4 Bölge” Projesi AK Parti’nin Gündeminde

“AK Parti, Zafer Partisi programını kes-yapıştır kullanıyor”

Erdoğan’ın Anadolu’da yeni sanayi koridorları kuracaklarını açıklamasına değinen Özdağ, “AK Parti bizim seçim bildirgemizi sonunda okumuş. 4 Deniz 4 Bölge sanayi koridorları bizim projemizdir.” diyerek mevcut iktidarı plansızlıkla suçladı.

“TÜİK Artık Uganda İstatistik Kurumu Gibi”

Enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirten Özdağ, TÜİK’in verilerini alaya alarak şunları söyledi; “Aylık enflasyon 0,87 ise Uganda’da yaşamıyoruz herhalde? ENAG ve İTO verileri gerçek durumu açıkça ortaya koyuyor.”

Ekonomik Tablo Karanlık, Öneriler Net

Özdağ, açıkladığı 45 bin lira talebinin arka planını, iktidarın 23 yıllık ekonomik performansıyla resmetti. TÜİK’in “eğlenceli” bulduğu enflasyon verilerine karşılık ENAG’ın yıllık enflasyonu %56.82 olarak açıkladığını hatırlattı. Vergi adaletsizliğine de değinerek, vergi yükünün büyük kısmının dar gelirlilerin sırtında olduğunu, 2026 bütçesinin de bir “fakirleşme bütçesi” olacağını vurguladı.

16 milyon emeklinin aldığı 16.881 TL maaşın üç günden fazla geçindirmeye yetmeyeceğini söyleyen Özdağ, iktidarın ekonomiyi ağır bir buhrana soktuğunu ifade etti.

Faiz Ödemesiyle “20 Yavuz Sultan Selim Köprüsü” Yapılırdı

2025 ve 2026 bütçesine dikkat çeken Özdağ, “Sadece bu yıl ödenecek faiz 54,3 milyar dolar. Bununla 20 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılır.”diyerek bütçedeki mali çarpıklığı gözler önüne serdi.

Egemenlik İhlallerine Sert Tepki

Karadeniz’deki Siha Saldırısı: “Türkiye’ye Saygısızlıktır”

Ukrayna’nın Türk ekonomik sularında Rus gemilerine SİHA saldırısı düzenlemesine sert tepki veren Özdağ, hükümetin Ukrayna’yı daha ağır uyarması gerektiğini söyledi.

Cizre’deki “Peşmerge Skandalı”

Peşmerge güçlerinin Cizre’ye ağır silahlı ve üniformalı şekilde girişini “egemenlik ihlali” olarak nitelendiren Özdağ,
“Bu rezalet soruşturulmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır.”
diye konuştu.

Heybeliada Ruhban Okulu Tartışması Alevleniyor

ABD Büyükelçisi’nin okulun 2026’da açılacağı açıklamasına tepki gösteren Özdağ, bunun Türkiye’nin iç işlerine müdahale olduğunu vurguladı:
“Bu okul Türk hukukunun dışında açılamaz. Anayasa ve Lozan buna izin vermez.”

Öcalan Tartışması “Devleti Tehlikeye Sürüklüyorsunuz”

PKK ve ikinci Öcalan sürecinin yeniden gündeme getirildiğini belirten Özdağ, hükümeti çok sert ifadelerle uyardı:
“Cumhuriyeti ateşe atacak bir sürecin arifesindeyiz. Türk milleti buna izin vermez.”

“Asgari Ücret 45 Bin Tl Olmalıdır”

“Türk milleti açlık sınırına mahkûm edilemez.”

Asgari ücret tartışmalarına yönelik en net çıkışını yapan Özdağ şu sözleri kullandı:

“30 bin TL konuşuluyor, bu rakam daha bugünden açlık sınırında. Zafer Partisi olarak asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının 45 bin TL olması gerektiğini belirtiyoruz.”

“Bu kader değil, yanlış ekonomik tercihlerin sonucudur. Türk milleti sadaka ekonomisine mecbur bırakılamaz.”

Erken Seçim Çağrısı

Özdağ, erken genel seçim için en uygun tarihin Ekim 2026 olduğunu belirterek, mevcut iktidarın Türkiye’yi artık taşıyamadığını söyledi.

“Ümit Özdağ’ın milletin hakkını savunan bu kararlı duruşunu halk  gönülden destekliyor. Halkın algısı “Asgari ücret ve ekonomik gerçekler konusunda en cesur çıkışı yine o yaptı.” Şeklinde.

yilmazparlar@yahoo.com

21 Ağustos 2025 Perşembe

Zafer Partisi Ekonomi Konseyi-Yılmaz Parlar

  

Enkazı Kaldıracak, Türkiye’yi Ayağa Kaldıracak

Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır ekonomik tablonun gölgesinde, Zafer Partisi’nin Ekonomi Konseyi umut ışığı olarak doğdu.

Bu toplantı sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda ülkenin geleceği adına atılmış en önemli adımlardan biridir.

Zafer Partisi Ekonomi Konseyi İlk Toplantısını Gerçekleştirdi

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Ekonomi Konseyi’nin ilk toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin içinde bulunduğu derin ekonomik krizin fotoğrafını çekti.

Özdağ, ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmak için kararlı ve bilimsel adımlar atacaklarını güçlü bir lider vizyonuyla ortaya koydu.

Ümit Özdağ’dan Halka Güven Dolu Mesaj

Özdağ, “Türkiye zengin bir ülke, ancak Türk milleti fakirleşiyor. Biz bu sömürü düzenine son vereceğiz” diyerek kararlılığını bir kez daha gösterdi. Liderliğinin en önemli özelliği, bilime ve liyakata verdiği önem oldu.

Zafer Partisi’nin ekonomiyi kurtaracak kadrosu, sadece siyasi bir ekip değil; akademide, özel sektörde ve devletin önemli kademelerinde görev yapmış üst düzey deneyimli isimlerden oluşuyor. Bu, liyakat esaslı bir ekonomi vizyonunun habercisi.

Liyakatlı Ekonomi Konseyi

Zafer Partisi Ekonomi Konseyi; Ali Midilli, Barbaros Bulutoğlu, Dursun Atabek, Emre Met, Erdinç Telatar, Gökhan Ciner, Harun Demirkaya, Levent Sarıkaya, Levent Temizcan, Mehmet Alagöz, Mehmet Akif Cenkçi, Mehmet Şüküroğlu, Mesut Summak, Tunç Nazikoğlu, Yavuz Mollasalihoğlu, Vedat Çakıroğlu ve Zekeriya Mete gibi alanında uzman ve deneyimli isimlerden oluşuyor.

Akademi, iş dünyası ve devlet kademelerinde önemli görevler üstlenmiş bu güçlü kadro; bilgisi, tecrübesi ve liyakatiyle Türk ekonomisini yeniden inşa etme kararlılığını ortaya koyuyor.

Alanlarında büyük tecrübeler edinmiş; ekonomiyi sadece teoride değil, sahada da bilen uzmanlardan oluşuyor. Bu güçlü kadro, hem tarımda hem sanayide yeniden kalkınmanın temellerini atacak, Anadolu’yu adım adım gezerek halkla buluşacak.

Konsey üyelerinin her biri, bilgi birikimleriyle ekonominin enkazını kaldırmaya hazır. Özdağ’ın altını çizdiği gibi, bu ekip Türkiye’nin geleceğini inşa edecek beyinlerden oluşuyor.

Neden Başarılı Olacak?

Zafer Partisi’nin ekonomi vizyonunun başarılı olacağının işaretleri şimdiden görülüyor:

Bilimsel Temelli Program, “Küreselleşme ve Zafer Ekonomisi” raporu, ekonomiye gerçekçi ve sürdürülebilir bir yol haritası sunuyor.

Liyakatli Kadro,  Akademisyenlerden iş dünyasının deneyimli isimlerine uzanan güçlü bir ekip var.

Kararlı Liderlik,  Ümit Özdağ’ın net, cesur ve vizyoner liderliği halkta güven yaratıyor.

Halk İçin Mücadele, Ekonomi politikalarının merkezinde sadece Türk halkı var, çıkar grupları değil.

Ümit Özdağ, “Enkazı Kaldıracağız”

AK Parti’nin geride bırakacağı ekonomik enkazı kaldırmaya hazır olduklarını vurgulayan Özdağ, “Biz şimdiden bu enkazı nasıl kaldıracağımızı planlıyoruz. Türk halkına umut olacak projelerle geliyoruz” diyerek tarihi bir liderlik sorumluluğu üstlendi.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, liyakatli kadrolar ve kararlı liderliktir. Zafer Partisi’nin Ekonomi Konseyi, işte bu ihtiyacın karşılığıdır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın liderliğinde bu ülke sadece ekonomik enkazdan çıkmayacak, aynı zamanda adaletli bir kalkınma modeliyle yeniden yükselecektir.

yilmazparlar@yahoo.com

24 Mart 2025 Pazartesi

Ahmet Ortatepe’nin Liderliğinde Türk Dünyası Bir Araya Geldi-Yılmaz Parlar

   DUTTİP, Ramazan’ın Manevi İkliminde Birlik ve Beraberliği Pekiştirdi

Ahmet Ortatepe’nin Liderliğinde Türk Dünyası Bir Araya Geldi

Türk Ticaret ve Kültür Derneği’nden Anlamlı OrganizasyonKızılelma Yolunda, 500 Davetli ile İftar Sofrasında Buluştu.



DUTTİP Dünya Ticaret ve Kültür Derneği, Ramazan-ı Şerif’in rahmet ve mağfiret ikliminde birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirmek amacıyla İstanbul İBB 1453 Çırpıcı Sosyal Tesislerde 22 Mart 2025 Cumartesi günü geniş katılımlı bir iftar programı düzenledi.

Dünya Türk Ticaret Platformu Başkanı ve DUTTİP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ahmet Ortatepe’nin öncülüğünde gerçekleşen organizasyona, gönül coğrafyasının büyükelçileri, başkonsolosları, siyasi ve iş dünyasının önde gelen isimleri, 30’un üzerinde sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve toplamda 500 davetli katıldı.



Kızılelma İdeali ile Bir Araya Gelen Türk Dünyası


Büyük medeniyetimizin taşıyıcı gücü olan Kızılelma idealinden ilham alarak kurulan bu iftar sofrasında, dostluk ve kardeşlik bağları güçlendirilirken, kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda ortak hedefler belirlendi.

Ahmet Ortatepe, yaptığı konuşmada, “Bu mübarek ayın feyzini hep birlikte paylaşırken, aynı zamanda Türk Dünyası’nın geleceği için adımlar atıyoruz. Gönül soframızda, manevi atmosferin huzurunu yaşarken, kardeşlik bilinciyle el ele vererek, daha güçlü bir gelecek inşa etme kararlılığımızı pekiştiriyoruz” dedi.



Türk Dünyası’nın Önde Gelen İsimleri Bir Arada


İftar programına katılan isimler arasında AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Halil Korkmaz, İstanbul Valiliği İdare ve Denetim Müdürü Osman Avcı, MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı İsmail Aksöz, Özbekistan İstanbul Başkonsolosu Şerzod Abdunazarov, KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar, eski MHP Milletvekilleri İhsan Barutçu ve Ahmet Çakar gibi siyasi ve diplomatik isimler yer aldı. Ayrıca, Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel, Umay Ana Derneği Başkanı, Süleyman Ecevit Şanlı, Türk Amerikan İş Adamları Derneği Başkanı, ve Fatih Yılmaz, Perpa Kat Malikleri İşadamları Derneği Başkanı gibi iş dünyasının önemli temsilcileri de programa katılarak, Türk Dünyası’nın ekonomik ve kültürel iş birliğine destek 
verdi.



Ahmet Ortatepe’nin Liderliğinde Türk Ticaretinin Yükselişi


DUTTİP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ahmet Ortatepe, 2021 yılından bu yana yürüttüğü çalışmalarla Türk Dünyası’nın ekonomik ve ticari alanda güçlenmesine büyük katkı sağlıyor.

Ortatepe’nin liderliğinde, yurt içi ve yurt dışı iş insanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirilirken, milli savunma sanayimizin gelişimine yönelik sektör bazlı eğitim çalışmaları yapıldı. Ayrıca, Türk iş insanlarının bilinçlendirilmesi, Ar-Ge ve katma değerli ürünlerle küresel pazarlarda rekabet gücü yüksek markaların oluşturulmasına destek verildi.





Türk Yüzyılı’na Doğru Adımlar


Ahmet Ortatepe, iftar programında yaptığı konuşmada, “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizin her alanda hak ettiği noktaya erişmesi için çalışmalar yapmak, ülkemize ve milletimize olan borcumuzdur.

Kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninde, ülkemizin hak ettiği konumda olması için ekonomik ve ticari çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz” dedi. Ortatepe, Türk Dünyası’ndan küresel markaların oluşmasına yönelik çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da hız kazanacağını belirtti.






DUTTİP Dünya Ticaret ve Kültür Derneği’nin düzenlediği bu anlamlı iftar programı, Türk Dünyası’nın birlik ve beraberliğini pekiştirirken, Ahmet Ortatepe’nin liderliğinde ekonomik ve kültürel iş birliğinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Türk Yüzyılı’na doğru emin adımlarla ilerleyen Türkiye, DUTTİP’in çalışmalarıyla küresel arenada daha da güçleniyor.




Ahmet Ortatepe’nin vizyoner liderliği ve DUTTİP’in Türk Dünyası’na yönelik çalışmaları, katılımcılar tarafından büyük takdir topladı.

Programda bir araya gelen isimler, Ortatepe’nin Türk ticaretini küresel arenada daha da ileriye taşıma hedefini desteklediklerini belirterek, bu tür organizasyonların devam etmesi temennisinde bulundu.

yilmazparlar@yahoo.com



17 Aralık 2024 Salı

Zafer Partisi'nden Tarihi Ekonomi Programı-Yılmaz Parlar

  Zafer Partisi'nden Tarihi Ekonomi Programı

Küreselleşme ve Zafer Ekonomisi Tanıtıldı

Zafer Partisi Ekonomi ve Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bartu Soral öncülüğünde hazırlanan “Küreselleşme ve Zafer Ekonomisi” programı, 17 Aralık 2024 Salı günü Barcelo İstanbul Hotel’de düzenlenen görkemli bir toplantı ile tanıtıldı. Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinden çıkış yolu olarak sunulan bu program, somut adımları ve planlı kalkınma vizyonuyla dikkat çekti.



Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile Başlayan Tarihi Toplantı

Fenomen bir yaklaşımla toplantı, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Bu anlamlı başlangıç, katılımcılardan büyük takdir topladı.

Sunuculuğu Elvan Ersoy’un üssetlendiği toplantıda Ersoy, şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan ekonomik program, ülkemizin geleceğine ışık tutacak somut adımlar içermektedir. Şimdi, Türkiye’yi hak ettiği ekonomik gücüne kavuşturacak vizyonu ve kararlılığıyla Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ'ı alkışlarınızla kürsüye davet ediyorum.”



Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Milli Ekonomi ile Krizden Çıkışı Sağlayacağız”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, toplantıda yaptığı etkili konuşmasında şunları belirtti;

"Dünya, 1970’lerin sonunda küreselleşme sürecine girdi. Ancak 2008 finansal krizinden sonra milli devletlerin ve pazarların önemli bir rol oynamaya başladığını gördük. Korona krizinde bu süreç daha da hızlandı ve milli devletler ekonomide kaybettikleri yetkileri geri kazandılar”.



Prof. Dr. Ümit Özdağ, küreselleşmenin beklenmedik etkilerini de değerlendirdi ve şunları ekledi;

"Neoliberal politikalar, Türkiye’yi ve dünyadaki birçok ülkeyi çıkmaza sürükledi. Bugün hala hem iktidar hem muhalefet partilerinin ekonomi programları bu çerçeveye dayanmaktadır. Zafer Partisi olarak bizler, bu çıkmazdan çıkış yolu sunuyoruz. Sayın Bartu Soral ve ekonomi heyetimizin hazırladığı bu program, Türkiye’nin 21. yüzyılın başarılı ekonomilerinden biri olması için gerekli parametreleri ortaya koyuyor.”

Prof. Dr. Özdağ, Zafer Partisi’nin gelecekte ekonominin yanı sıra sığınmacı sorununa, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadele programlarına ve sağlık sistemine yönelik stratejilerini de ardı ardına açıklayacaklarını vurguladı.



Bartu Soral, “Planlı Kalkınma ile Ekonomik Bağımsızlığın Yolunu Çizeceğiz”

Ekonomi ve Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bartu Soral, 45 dakikalık detaylı sunumunda Zafer Ekonomisi’nin özüne dair önemli bilgiler paylaştı. Soral, Türkiye’nin mevcut ekonomik çıkmazdan çıkıp kalkınma yoluna girmesi için önerilen politikaları şu başlıklar altında anlattı:

Küreselleşmenin Değerlendirilmesi: Diğer ülkelerin küreselleşme sürecinde izledikleri başarılı stratejilerin analiz edilmesi.

Milli Ekonomi Vizyonu, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını sağlayacak planlı kalkınma adımları.

Sanayi ve Tarımda Yerli Üretim, İthalata dayalı ekonomik modelin yerine, yerli üretime dayalı, sürdürülebilir bir sanayi ve tarım modeli.

Adil Gelir Dağılımı, Toplumsal refahı artıracak ekonomik politikalar.

Zafer Ekonomisi, Türkiye’nin Aydınlık Geleceği



Bartu Soral, Küreselleşmenin 40 Yılı ve Türkiye’nin Ekonomik Yolu

Bartu Soral, son 40 yılda küreselleşme ile dünyaya hakim olan sektörleri, uygulanan politikaların başarı ve başarısızlıklarını ele aldı. Küresel ekonomide petrol, doğalgaz gibi geleneksel sektörlerin yerini bilgi teknolojileri, yazılım altyapısı, yarı iletkenler ve kimya endüstrisi aldı. Sektörler, dünya çapında 15 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşırken, teknoloji devlerinin piyasa değerleri rekor seviyelere yükseldi.

Özellikle ARGE yatırımları bu başarının anahtarı oldu. Teknoloji şirketleri yıllık gelirlerinin %20-23'ünü ARGE'ye ayırarak yenilikçi büyümeyi sürdürdü. Türkiye’de ise 2023 yılı toplam ARGE harcaması, küresel devlerin tek bir şirketinin harcamasının dahi altında kaldı.



Bartu Soral, yüksek teknoloji ihracatında dünya sıralamasında Türkiye’nin geride kaldığını vurguladı. İlk sırada Çin yer alırken, Almanya ve ABD takip etti. Türkiye, toplam ihracatında yüksek teknoloji ürünlerinin payını %2’de tutarak 35. sırada yer aldı. Son 23 yılda Türkiye’nin 1,8 trilyon dolarlık dış ticaret açığı verdiğini belirten Soral, bunun ülkenin dış borçlanma ihtiyacını artırdığına dikkat çekti.

Soral, küresel ekonomik dönüşümün sunduğu fırsatları değerlendirmek için Türkiye’nin bilgi teknolojileri ve yüksek teknoloji alanında stratejik hamleler yapması gerektiğini belirtti. Bu hamlelerin, sürdürülebilir büyüme ve dış ticaret dengesini sağlamak adına kritik olduğunu vurguladı.



Enerji Bağımlılığı ve Küresel Teknoloji Rekabetinde Türkiye’nin Yeri

Bartu Soral, Türkiye'nin enerji bağımlılığı ve küresel rekabetteki konumunu ele alarak, ülkenin kalkınma hedefleri için stratejik hamleler yapması gerektiğini vurguladı.

Soral, Türkiye'nin petrol, doğal gaz ve ithal kömüre dayalı enerji politikalarının sürdürülemez olduğunu belirtti. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara dikkat çekerek, Türkiye'nin ucuz ve yerli enerji üretimi ile sanayileşmeyi başarmak zorunda olduğunun altını çizdi.



Öne Çıkan Veriler;

Güneş Enerjisi, Dünyada yıllık büyüme oranı %42'ye ulaştı. Kurulu güç açısından Çin açık ara liderken, Türkiye'nin güneş enerjisinden elektrik üretimi sadece 13.000 MW ile geride kalmış durumda.

Rüzgar Enerjisi, Pek çok ülke yenilenebilir enerjiyi sanayinin temel enerji kaynağı haline getirirken, Türkiye bu alanda da atılım yapmakta geç kalıyor.

Kritik Noktalar;

Yüksek Teknoloji Üretimi, Dünyanın en büyük sektörleri olan yarı iletkenler, mikroçipler ve bilgi teknolojilerinde küresel hakimiyet için nadir toprak elementleri kritik öneme sahip. Çin, bu alanda dünya üretiminin büyük kısmını elinde bulunduruyor.



Kimya Sanayi ve Petrokimya, Türkiye yılda 30 milyar dolar harcayarak petrokimya ürünlerini ithal ediyor. Soral, Türkiye'nin ağır sanayi kapsamında entegre bir petrokimya tesisi kurarak bu bağımlılığı azaltması gerektiğini belirtti.

Sanayi Gelişimi, Çin'in çelik üretimindeki payı 1967'de %2.8 iken, 2023'te %54'e yükseldi. Buna karşılık Batı ülkelerinin payı %17'ye geriledi. Türkiye'nin çelik ve ağır sanayide atılım yapması, kalkınma için elzem.

Bartu Soral, Türkiye’nin ekonomik ve sanayi gelişimine dair önemli tespitlerde bulundu:



Enerji Krizi ve Üretim Maliyetleri
Ukrayna savaşı nedeniyle ABD’den pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatı, Almanya dahil birçok ülkede üretim maliyetlerini artırdı. Bu durum Türkiye gibi ülkeler için üretim rekabetini zorlaştırıyor. Soral, Türkiye’nin ağır sanayide ilerlemesi için kamu-özel sektör ortaklığına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Teknolojik Kalkınmanın Önemi
Soral, Türkiye’nin sanayi ve teknolojide geri kalmaması için planlı bir kalkınma modeline geçilmesi gerektiğini ifade etti. Atatürk’ün 1930-38 arasında 44 fabrika kurarak ekonomik bağımsızlığı sağladığını hatırlatan Soral, bugün de benzer bir devlet müdahalesinin şart olduğunu söyledi. Almanya’nın tersane şirketini kamulaştırma kararı örnek gösterildi.



Eğitimdeki Geri Kalma ve Bilimsel Üretim Eksikliği

Dünya sıralamasında en iyi 100 üniversite arasında Türkiye’den hiçbir üniversitenin yer almadığını, bunun kalkınma için ciddi bir engel olduğunu belirtti.

Uluslararası öğrenci başarı sınavlarında Türkiye’nin matematik ve temel bilimlerde 36. sırada olduğunu vurguladı. İmam hatip okullarının yaygınlaşmasının bilimsel gelişimi desteklemediğini söyledi.

Son 20 yılda yüksek etkili bilimsel makale üretiminde Türkiye’nin geri sıralarda kaldığına dikkat çekti.



Küresel Rekabet ve Eğitim-Şirket Bağlantısı
Dünya’nın en güçlü 500 şirketinin büyük çoğunluğunun ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkelerden çıktığını ifade eden Soral, eğitimde ve teknolojide gelişmiş ülkelerin bu başarıyı sağladığını belirtti. Türkiye’den sadece 1 şirketin bu listede yer aldığına dikkat çekti.

Bartu Soral’ın Türkiye’nin Kalkınma Vizyonu Üzerine Açıklamaları

Bartu Soral, Türkiye’nin ekonomik kalkınması için planlı, üretim odaklı bir modele geçişin zorunlu olduğunu vurguladı. Küresel rekabette başarılı olmak için kamu ve özel sektörün iş birliğiyle büyük şirketler oluşturulması gerektiğini ifade etti. Soral, Türkiye’nin mevcut ekonomik politikasının sıcak para girişine dayalı olduğunu belirterek, bunun uzun vadede üretime katkı sağlamadığını dile getirdi.

Temel Noktalar;

Planlı Ekonomi ve DPT’nin Geri Dönüşü, Türkiye’nin kısa, orta ve uzun vadeli planlama geleneğine geri dönmesi gerektiğini söyleyen Soral, Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) yeniden kurulmasının önemini vurguladı. Planlamanın, sanayileşen ülkelerin başarı anahtarı olduğunu belirtti.

Marmara Bölgesi Ağırlığı, Türkiye’de sanayi ve ekonomik faaliyetlerin Marmara Bölgesi’ne yoğunlaştığını dile getiren Soral, bu bölgenin ülke ihracatının %64’ünü gerçekleştirdiğini ve kurumlar vergisinin %71’inin buradan ödendiğini ifade etti. Diğer bölgelerdeki dengesiz gelişime dikkat çekti.

Büyük Şirketler ve Rekabet, Küresel rekabete girebilmek için güçlü şirketlerin ve kamu-özel sektör ortaklıklarının zorunlu olduğunu belirtti. “Batı sermayesiyle rekabet ancak planlı ve dev yatırımlarla mümkündür,” dedi.

Beyin Göçü Tehlikesi, Soral, Türkiye’nin nitelikli gençlerini yurt dışına kaptırdığını, buna karşın niteliksiz göçmenlerin ülkeye doldurulduğunu söyleyerek bu durumun ekonomik ve güvenlik açısından tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Bartu Soral, Türkiye’nin planlı ekonomiyle geleceğini yeniden inşa etmesi gerektiğini ve sanayi yatırımlarının ülke geneline yayılmasının elzem olduğunu sözlerine ekledi.

Bartu Soral Türkiye'nin bölgesel kalkınma modeline duyduğu ihtiyaç ve tarım ile sanayinin ülke geneline yayılması gerektiği üzerineydi.

 “Türkiye’nin Bölgesel Kalkınmaya İhtiyacı Var”

Ekonomist Bartu Soral, Türkiye’nin mevcut tarım ve sanayi yapısında dengesizlik olduğuna dikkat çekerek, bölgesel kalkınmanın kaçınılmaz olduğunu belirtti. Karadeniz ve Doğu Anadolu gibi geniş alanların üretime yeterince katkı sağlamadığını ifade eden Soral, şu verileri paylaştı:

Karadeniz bölgesinde 3 milyon 250 bin hektarlık tarım alanı olmasına rağmen tarım üretimine katkı yalnızca %5.

Doğu Anadolu’nun yüzölçümü Türkiye’nin önemli bir kısmını oluşturmasına rağmen, ödenen kurumlar vergisi %1'in altında ve ihracata katkısı %1,65 seviyesinde.

Bu tabloyu “Türkiye’nin üretim ve sanayide tek bir bölgeye, İstanbul ve Marmara Bölgesi’ne sıkışmış olması” olarak tanımlayan Soral, ülke genelinde tarım üretim merkezleri ve bölgesel sanayi yapılanmalarının oluşturulmasını önerdi.



Tarım Alanında Öneriler,

Verimlilik Haritaları, Türkiye’nin hangi bölgede hangi tarım ürününün daha verimli yetiştirileceğini belirleyecek haritaların hazırlanması.

Tarım Merkezleri, Sosyal konutlar, eğitim kurumları, tarım meslek liseleri ve sağlık hizmetlerinin bulunduğu, gençleri kırsalda tutacak tarım merkezlerinin inşası.

Sözleşmeli Tarım, Gençlere ektikleri ürünün alım garantisinin verilmesiyle sürdürülebilir tarım planlaması.

Sanayi Alanında Öneriler:
Soral, Marmara Bölgesi’ne sıkışan sanayinin, Türkiye’nin diğer bölgelerine yayılmasının şart olduğunu söyledi ve bu doğrultuda 4 bölge, 4 deniz odaklı bir sanayi yapılanması modeli sundu.

Sanayi Bölgeleri, Limanlar etrafında organize edilen ve bölgenin avantajlarına göre planlanacak sanayi merkezleri.

Örneğin: Ankara, Kırıkkale, Karabük, Bartın gibi iller yeni sanayi yapılanmalarının merkezleri olacak.

Bartu Soral, genç nüfusun tarım ve sanayide istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, mevcut ekonomik dengesizliğin çözümünün bölgesel kalkınma ve tarım merkezlerinin inşası ile mümkün olacağını belirtti.

Bartu Soral'ın İstanbul ve Türkiye İçin Önemli Çözüm Önerileri

İstanbul'un Mevcut Durumu ve Çözüm Önerileri;
Bartu Soral, İstanbul’un karşı karşıya olduğu nüfus yoğunluğu ve deprem riskine dikkat çekerek şehri sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmanın aciliyetini vurguladı. İstanbul’da kilometrekare başına düşen nüfusun 3.013 kişi olduğuna dikkat çeken Soral, şehirdeki 3,5 milyon eski binanın deprem riski taşıdığını belirtti.

Soral, çözümün İstanbul’dan tersine göçü teşvik ederek nüfusu 5 yıl içinde 10 milyona düşürmek olduğunu ifade etti. Bunun için bölgesel kalkınma hedeflenmeli, İstanbul kültür, sanat ve turizm merkezi haline getirilmelidir. Şehrin tarihi ve kültürel eserlerinin restore edilip dünyaya tanıtılması gerektiğini söyleyen Soral, İstanbul’un uluslararası akademisyenler ve araştırmacılar için cazip bir merkeze dönüşebileceğini belirtti.

Eğitim Reformu ve Teknoloji Gelişimi,
Bartu Soral, eğitim sisteminde köklü reformlar yapılması gerektiğini belirtti. Eğitim önerileri:

Kamu eğitim sistemi ücretsiz ve kaliteli hale getirilmeli.

Okul öncesi eğitim 3 yaşında başlamalı, doğayla iç içe bir model benimsenmeli.

14 yaşında gençlerin meslek liseleri veya akademik yönlendirmeleri belirlenmeli.

Anadolu Liseleri yeniden yaygınlaştırılmalı.

Devlet üniversitelerinin kalitesi artırılmalı; verimsiz üniversiteler meslek yüksekokullarına dönüştürülmeli.

Türkiye'nin Teknolojik Geleceği:
Soral, Türkiye'nin küresel rekabette öne çıkabilmesi için dört stratejik alanda yoğunlaşması gerektiğini vurguladı:

Bilgi Teknolojileri ve Yapay Zeka,

Havacılık, Savunma ve Uzay Sanayisi,

Biyoteknoloji ve Tarım Teknolojileri,

Modern Mühendislik ve Üretim Teknolojileri.

Bu hedefler doğrultusunda Ankara’da Ulusal Teknoloji Gelişim Merkezi kurulacağını, bu merkezin araştırma üniversiteleri ile koordinasyon içinde çalışarak sanayi ve özel sektöre yeni teknolojik çözümler sunacağını açıkladı.

Bartu Soral, İstanbul ve Türkiye için bu projelerin hayata geçirilmesinin ülkeyi geleceğe taşıyacağını belirtti.

yilmazparlar@yahoo.com